10 Mart 2014 Pazartesi

Ukrayna Günlüğü

4 Mart, Salı

Uçağımız en ufak bir aksaklık olmadan, yoğun sis altındaki Kiev’e indi. Havalimanı’ndan Uluslararası Türk Ukrayna İşadamları Derneği’nin (TÜİD) merkezdeki ofisine ulaşıncaya kadar en ufak bir tansiyon sezmedik. Yalnızca, Ukraynalıların trafiğin azalmış olmasından şikayetçi olduğunu işittik! Yabancılar hissetmese de yalnızca yerlilerin fark edebileceği, huzursuzluk veren farklılıklar mevcuttu aslında…

video

TÜİD’in merkezinde bizi 70’i aşkın Türkiye ve Azerbaycan vatandaşı bekliyordu. Konuşmacılar arasında Türkiye’nin Ukrayna Büyükelçisi Yönet Can Tezel, TÜİD Yönetim Kurulu Başkanı Cem Murat Aytaç ve Kiev Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Belkıs Gürsel Güleç vardı. Kiev’de yaşayan Türklerin pek de endişeli olduğu söylenemezdi. Yönelttikleri soruların büyük kısmı hala müzakere edilen Ukrayna-Türkiye serbest ticaret antlaşması hakkındaydı…

Toplantının bittiği akşam saatlerinde Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry Kiev’e inmişti. Doğrudan Maidan, yani Bağımsızlık Meydanı’na gitti; eylemlerde hayatını kaybedenler için yapılan anıta çiçek bıraktı; Ukraynalı parlamenterlerle görüştükten sonra uçağına binip Kiev’den ayrıldı.

Gece yarısı nabız yoklamak için Maidan’a girdik. Birkaç kilometre uzunluğunda, genişçe bir cadde’nin ortasındaki büyük, sobalı çadırlar hala oradaydı. Cadde’nin başı, sonu ve caddeye çıkan tüm ara yollar barikatlarla bloke edilmişti. Maidan’daki bu görünüm Gezi eylemleri sırasında Gümüşsuyu’nun halini andırıyordu ama herşey daha büyüktü. Nasıl çadırlar Gezi çadırlarının 10 misli büyüklüğünde ise barikatlar da aynı haşmetteydi.


Kamuflaj giymiş eylemciler Maidan’ı askeri bir düzenle yönetiyordu. Giriş çıkışlarda kimlik kontrolü yapıyor, sarhoşları Bağımsızlık Meydanı’na almıyor, nizami bir şekilde nöbet değiştiriyorlardı.

Eylemin en kanlı günleri ile karşılaştırıldığında, Maidan boşalmıştı. Tam ortasındaki platformun üzerinde konuşma yapanlar adeta boş tribünlere oynuyorlardı. Dinleyicilerinin sayısı yüzü bulmuyordu.

Devrim ruhunun sönmüş olduğunu düşünürken yağmur hızını arttırdı. Kırım’a yelken açmanın vakti gelmişti artık...


Murat Can Bilgincan- Hilmi Yaşa
Kiev, Ukrayna




10 Mart, Pazartesi

Kırım Özerk Bölgesi'nin başkenti Simferopol'e geleli 2 gün oldu... Beklentimin aksine, havalimanından sorunsuz çıktık. Rus askerleri Simferopol Havalimanı'ndan çekileli birkaç gün olmuştu. Sokakta herkes Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyordu. Yemek için durduğumuz pizzacıda kadınlara özel bir çekiliş bile yapılıyordu. Acaba Kırım'daki tansiyonu çok mu abartmıştık?

Türk gazetecilerin çoğunun kaldığı Malibu Otel'e yerleştik. Odalar temiz, fiyatı uygun, olay mahallerine yakındı. Anadolu Ajansı muhabirinden önemli bilgileri aldık. Bunların en önemlisi hangi şartlarda dayak yiyeceğimizdi. Kırım'da sokakta üç tip Rusya yanlısı var: sivil eylemci, nizami Rus askeri ve sivil güvenlik timleri. Sivil güvenlikçi arkadaşlara bakış açınıza göre çete de denebilir... Yabancı basına en çok bu çeteler sıkıntı çıkartıyor. Sormadan görüntülerini alan yabancı basın mensuplarının dayak yemişliği dahi var.

Bizim en çok başımızı ağrıtan adam çete üyesi değildi. Aşırı milliyetçi bir sivil eylemciydi. Başbakalığın karşısındaki Lenin Meydanı'nda yüzlerce Rusya yanısı toplanmıştı. Coşkulu şarkılar söyleniyor, zaman zaman gökyüzü Rus bayrağının renklerine bürünüyordu. Çekimlerimizi bitirdikten sonra, meydandan uzaklaşırken birden yaşlı bir adam kameraman Abim Hilmi Yaşa'nın yolunu kesti. Bağıra çağıra Rusça birşeyler söyledi. Sonra yumruğunu kaldırdı. Ben Hilmi Abi'yi yolumuza devam etmek için çekiştirirken bu sefer adam benim önüme dikildi. Yumruğunu yine havaya kaldırdı. Bizi rahatsız eden adamın yumruğunun suratımıza inme ihtimalinden çok, o yumruk indikten sonra başımıza geleceklerdi. Gayet net. Linç edilirdik. Meydan'da provokasyon için fırsat kollayan pek çok tip vardı. Bu tehlikeden yürüyerek uzaklaşmayı bildik.

Rusya yanlılarının eylemi ile aynı zamanda Ukrayna yanlılarının da bir eğlemi vardı. Eylem adını Ukrayna'nın Nazım Hikmet'i, Şair Şevçenko'dan alan parkta gerçekleşiyordu. Sayılar Lenin Meydanı'ndakinin belki onda biriydi. Ukrayna yanlıları ile röportaj yaparken aklıma hep şu geldi; Lenin Meydan'ında Şevçenko Parkı yönünde, askeri nizamda yürüyen bir çete görmüştüm. Ukrayna yanlılarına dalacaklarını düşünmüştüm fakat yanılmışım. Tansiyon'un çok yüksek olmasına ve meydanlarda provakatörlerin bulunmasına rağmen nasıl oluyorsa taraflar fiziksel olarak çatışmıyordu. en azından şimdilik...

Bir sonraki durak Kırım Tatar Meclisi'ydi. Burada Ukrayna Milletvekili ve Kırım Tatarlarının efsanevi lideri Mustafa Kırımoğlu ile görüştüm. Tedirgindi. Rusya yanlıları ve Tatarlar Maidan eylemleri sürecinde yalnızca bir defa karşı karşıya gelmişlerdi. 2 Rus çıkan arbedede hayatını kaybetmişti. Daha sonra, silahlı Rus milisleri Kırım Parlamentosu'nu ele geçirince, Kırımoğlu Tatarlara sakin olmalarını ve sokağa dökülmemelerini öğütledi. Bugüne kadar Kırımoğlu'nun sözü dinlendi ama bugün memleketlerinin elden gittiğini düşünen genç Tatarları evlerinde tutmakta zorlandığını kendisi de itiraf ediyor.

Görüşmemizden sonra Mustafa Kırımoğlu Simferopol'ün hemen dışındaki Perevalne askeri üstüne doğru yola çıktı. Üs Ruslar tarafından günlerdir abluka altındaydı. Kırımoğlu milletvekili sıfatıyla içeri girip Ukrayna askerlerine bir ihtiyaçları olup olmadığını soracaktı. Aynı üssü biz de bugün ziyaret ettik. Tabi içeri giremedik. Perevalene üssünün etradında 10 kadar Rus askeri nöbet tutuyordu. Üssün hemen karşısında kampları vardı. Çadırlar onlarca askeri aracın hemen yanına kurulmuştu. Rus askerlerinin önünde anons çekerken aklım Ukrayna askerlerindeydi. Bir asker için herhalde daha küçük düşürücü bir durum olamazdı...

Bugün konuştuğum bir Rus milis referandum gününe kadar nöbete devam edeceklerini söylüyordu. Bu durumun ne milisler ne de Rus askerleri için geçerli olacağına inanmıyorum. 16 Mart'da Kırım'da referandum var. Kırımlılar Rusya'nın bir parçası olup olmamayı oylayacaklar. Geçtiğimiz günlerde konuştuğum herkes referandumdan Rusya'ya katılma kararı çıkmasına kesin gözüyle bakıyor fakat sorun şu: Ukrayna yanlıları bu referandumun Ukrayna anayasasına aykırı olduğunu söylüyor. Yani referandum sonucunu kabul etmeyecekler. Durum böyle olunca ne Mustafa Kırımoğlu Tatarları evlerinde tutabilecek ne de Putin Rusya yanlısı çetelerin etnik Ukraynalılara saldırmasını engelleyebilecek. Basına kalkan yumruk mu? O da bir dahaki Ukrayna ziyaretimde, göz çukuruma mükemmel bir uyumla oturacak...

Murat Can Bilgincan- Hilmi Yaşa
Simferopol, Kırım Özerk Bölgesi, Ukrayna (?)

Sevilenler