12 Ağustos 2012 Pazar

Oyun Jenerasyonu


ortalama gencin 20 yaşına kadar, eğitim için harcamış olduğu zaman = 10.000 saat = ortalama gencin 20 yaşına kadar, oyun için harcamış olduğu zaman

31. Istanbul Uluslararası Film Festivali’ndeki Transmedya sunumunda bu çarpıcı istatistiği bizlerle paylaşıyordu Michel Reilhac (Mişel Reyhak). Kendisi, bir Fransız-Alman ortaklığı olan kültür televizyonu Arte France’ın Film Alım Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi. Orta yaşın üst sınırlarına dayanmış, renkli giyimli, hafif efemine bir Fransız... Tükenmesi imkansız gözüken bir heyecanla, Transmedya’nın geleceğin sanat dili olacağına ikna etmeye çalışıyordu dinleyicileri. En büyük kozu da gençlerin bilgisayar oyunu bağımlılığıydı...

Pekiyi, nedir bu Transmedya olayı? Terimi 1991’de Profesör Marsha Kinder yaratmış olsa da konseptin bugünkü, hızlı internet bağlantısı ve akıllı telefon içeren halini almasını sağlayan en önemli aktör Profesör Henry Jenkins. Jenkins halen Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde (University of Southern California) iletişim, gazetecilik ve sinema profesörü. Reilhac gibi, dünyayı karış karış gezerek Transmedya misyonerliği yapıyor. Blog’una göre, bir hikayenin farklı medya platformları kullanılarak, kolektif bir şekilde oluşturulması Transmedya. Aman dikkat! Transmedya aynı hikayenin farklı medya platformlarına transfer edilmesi demek kesinlikle değil. Yani, bir filmin sinema versiyonunu, alternatif sonlu DVD’sini, iPhone uygulamasını, internet oyununu ve Broadway müzikalini yaptığınız zaman bir Transmedya ürünü elde etmiş olmuyorsunuz. Transmedya yaratabilmek için hem farklı medya platformlarının birbirlerini beslemesi, hem de pasif izleyicilerin, aktif katılımcılara dönüşmesi şart.

Kafanızı iyice karıştırdım herhalde... Müsaadenizle, biraz daha karıştıracağım. 70’lerin sonunda Amerika’da Live Action Role Play (Canlı Rol Oynama) diye bir moda türedi. Popüler film ve bilgisayar oyunlarından esinlenen hayranlar izole mekanlarda buluşup favori film veya oyun karakterlerinin kostümlerini giyerek karakterlerini canlandırmaya başladılar bir Oyun Kurucu’nun gözetimi altında. Bir nevi Sleep No More (geçen haftaki yazımda bahsettiğim Artık Uyku Yok isimli interaktif performans) deneyimi... 90’lı yıllarda internetin hızlanıp yaygınlaşmasıyla, gençlerin kendilerine genelde mitolojik karakterler yaratarak internet üzerinden birbirleriyle oynadıkları, Role Playing Game’ler (Rol Oynama Oyunları) Canlı Rol Oynama’yı popülerlik yarışında geride bıraktı. Bugün böyle bir yarışa gerek kalmadı. Artık akıllı telefonların sayesinde, Rol Oynama Oyunları ve Canlı Rol Oynama’yı eşzamanlı olarak deneyimlemek mümkün:



Bu kısa videoda, Facebook üzerinden Rol Oynama Oyunu oynayan bir genci izliyoruz. Oyunun bir parçası olarak kızcağızın telefonu çalıyor ve bir dedektif ondan yardım istiyor. Akıllı telefonu aracılığıyla çeşitli işlemler yapması gerektiğini de çabucak ekliyor. Rol Oynama Oyunu için yazılmış özel bir uygulama ve telefonunun GPS’inin (küresel konumlandırma sistemi) yardımıyla yakındaki bir metro durağına yönlendiriliyor. Burada da, sembolik bir şekilde, bir sonraki oyun bölümüne geçişi görselleştiriliyor.

Amerikalı Fourth Wall Studios’un Cathedral (Katedral) isimli bu ürününde bilgisayar var; sosyal medya var; Rol Oynama Oyunu var; akıllı telefon var; Canlı Rol Oynama var... Ve hepsi projenin odak noktasındaki hikayenin oluşumuna katkıda bulunuyor. Dolayısıyla, bu bir Transmedya örneği. Transmedya örneği ama büyük bir eksiği var: televizyon ve sinema gibi 2 dev medya platformunu tamamen göz ardı ediyor!

Hemen 1999 yılına dönelim... The Blair Witch  Project (Blair Cadısı Projesi) filmini hatırlıyor musunuz?



Gelmiş geçmiş en büyük ticari sinema başarılarından bir tanesi... Bir grup doğaçlaması kuvvetli, genç oyuncu bir Canlı Rol Oynama deneyiminin ortasına atılmış. Yönetmen ve yazarlardan $60.000’lik komik bir bütçeyle oyun kurmaları istenmiş. Oyuncuların ürkütücü bir Amerikan efsanesinin izini sürerken başlarından geçenleri basit bir el kamerasıyla kayda alma görevi de oyunculardan bir tanesine verilmiş. Proje tamamlandığında, Blair Cadısı yaklaşık $250 milyonluk gişe başarısına ulaştı. Sinema var; Canlı Rol Oynama var ama internet dünyası yok! Yine olmadı...

2007’de yeni Batman serisinin Dark Knight (Kara Şövalye) filmi etrafında Blair Cadısı ve Katedral’in Transmedya konseptleri birleştirilmeye çalışıldı:



Filmin prömiyerinden uzun zaman önce, Batman pazarlama ekibi bir Rol Oynama Oyunu hazırlatıyor. Oyunculardan kötü adam Joker’in taraftarları liderlerinden aldıkları emirleri suratlarını boyayarak, bulundukları şehirlerin farklı köşelerinde buluşarak veya internet üzerinden basit hamleler yaparak yerine getiriyorlar. İyi savcı Harvey Dent’in taraftarları da benzer görevler üstleniyorlar. Kara Şövalye’nin dünya prömiyeri haftası New York’un Times Meydanı’nda Batman sinyali ışıklandırılıyor, fakat sinyalin üzeri Joker tarafından spreyle kırmızıya boyanıyor ve kötülüğün galip gelmiş olduğu, şehrin Batman tarafından kurtarılması gerektiği netlik kazanıyor. Artık filmin başlaması için gerekli altyapı yaratılmış durumda... Bilgisayar var; sosyal medya var; Rol Oynama Oyunu var; telefon var; Canlı Rol Oynama var; televizyon var; sinema var! Batman’ın pazarlama ekibi en önemli medya platformlarını, 10 milyon kullanıcının katkıda bulunduğu ortak bir hikaye ile doldurarak şimdiye kadar yapılmış en başarılı Transmedya örneklerinden bir tanesini yarattı.

Fark ettiniz mi bilmiyorum; bu başarılı örneğin temel bir sorunu var: Transmedya projesi odak noktasındaki sinema filminin içinden geçmek yerine yalnızca çevresinde hızlı bir tur atıyor. Milyonlarca katılımcının farklı platformlar üzerinden sergiledikleri emekler sinema filmini etkilemiyor; proje film için yüzeysel bir girizgah teşkil etmekten öteye geçemiyor. Örneğin, Artık Uyku Yok’da olduğu gibi ana karakterlerle iletişime geçip kendi tercih ettiğiniz deneyimi yaşayamıyorsunuz filmi izlerken. Tabi, sinema salonunda oturan yüzlerce kişiye filmin senaryosuna odaklanmış bir Transmedya deneyiminin, günümüzün teknolojisiyle, yaşatılmasının neredeyse imkansız olduğunun farkındayım. Öte yandan, filmin prömiyerinden önce yapılan Transmedya faaliyetlerinin, filmin içeriğini en azından bölgesel olarak etkilemesi mümkün olabilirdi. Misal, New York’da yapılan bir etkinlik esnasında katılımcıların haberi olmadan yapılan bir profesyonel kayıt, yalnızca New York eyaletinde gösterilen film kopyalarına montajlanabilirdi. Aslında bu da yetmez! 10’larca yıl sonra deneyimlemek istediğim şey sinema salonunda otururken filmin içeriğini gerçek zamanlı olarak etkileyebilmek ve bireysel olarak yapılan değişikliklerin tüm katılımcılar tarafından fark edilmesi...

ortalama gencin 20 yaşına kadar, eğitim için harcamış olduğu zaman = 10.000 saat = ortalama gencin 20 yaşına kadar, oyun için harcamış olduğu zaman

10’larca sene sonra Michel Reilhac haklı çıkacak; bugün 20 yaşında olan oyuncular belki 50 yaşına gelecekler ve sinemaya gittiklerinde onlara “nostaljik” gelen Rol Oynama Oyunu deneyimini yaşamak isteyecekler. Neticede, en çok izlenen filmler Transmedya ürünleri olacak.

Pekiyi, Michel gibi popüler sinemayla hiçbir alakası olmayan, görevi sanat sinemasının gelişimine katkı sağlamakla sınırlı bir profesyonel neden Transmedya ile kafayı bozmuş vaziyette? Aslında ortada bir tezat falan yok. Global sanat sineması üretim sistemi çalışmıyor! Sanat sineması Amerika’da üzerine sinekler konmuş bir leş, Avrupa’da ise çok büyük ölçüde kamu desteğine bağımlı. Bitmek tükenmek bilmeyen ekonomik kriz sürecinde kamu desteğinin azalmasıyla, Amerika’daki kardeşinin yanında musalla taşına yatırılabilir. 

Kamu desteği bağımlılığı sanat sinemasının yeterince izleyicisinin olmamasından kaynaklanıyor. Eğer Hollywood sinemasından önce Avrupa sanat sineması Transmedya’ya hakim olursa Oyun Jenerasyonu’na sanatı sevdirmek mümkün olabilir. Kim bilir? Belki de yalnızca sanat sinemasının değil, video artın da, tiyatronun da ve hatta operanın, balenin de kurtarıcısı Michel’in Transmedya’sıdır...

2 yorum:

  1. NBC Universal'in 2011 çıkışlı Transmedya projesi Witness'ı (Şahit) kaçırmayın: http://youtu.be/Yis6is8v9jA

    YanıtlaSil
  2. There is a chance you're qualified to get a Apple iPhone 7.

    YanıtlaSil

Sevilenler