15 Temmuz 2012 Pazar

Hasan Güleşçi'nin Deniz Kabukları


Bir hafta boyunca, yukarıda gördüğünüz videonun montajıyla uğraştım. Günümüzde video hazırlamak ve yazı yazmak arasında önemli bir fark kalmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla, bu hafta bir VideoYazı sunuyorum size. Aynı zamanda da Dedem hakında çektiğim uzun metraj belgeselin Teaser fragmanı olan bu videoyu umarım beğenirsiniz... 



DIŞ. HASAN GÜLEŞÇİ’NİN YAZLIK EVİ-GÜNDOĞAN-BODRUM-GÜN

İki güneş gözlüklü adam, rengarenk begonvillerle çevrelenmiş, yemyeşil, havuzlu bir bahçede, Gündoğan koyunu neredeyse kuşbakışı seyrederek muhabbet ederler. Bodrum Belediye Başkanı MEHMET KOCADON (48) iri yarı, düzgün giyimli ve sempatiktir. Yan şezlongda oturan HASAN GÜLEŞÇİ (75) ise kısa boylu, göbekli ve karizmatik. Kocadon naneli limonatasından bir yudum alıp bardağı ortalarındaki sehpaya bırakır.

KOCADON
(Güleşçi’ye dönerek)
Hasan Bey, içerideki deniz
kabukları koleksiyonunuz ağzımı
açık bıraktı. Arkadaşlar metih
ede ede bitiremiyorlardı ama bu
kadarını da beklemiyordum doğrusu...

GÜLEŞÇİ
(Cin Tonik’inden bir yudum alır)
O koleksiyonda muazzam emek var,
Başkan. Kabukları 40 yıl zarfında,
dünyanın dört bir ucundan toparladım.
Tabi sonrasında da bilimsel olarak
tasnif ettim ve teşhirlerini
tasarladım.

KOCADON
Hasan Bey, bu harika koleksiyona
haksızlık etmiyor musunuz? Bu
güzelliği Bodrum halkı ve
ziyaretçileriyle paylaşmalısınız
bence.
(Güleşçi kafasını yavaşça Kocadon’a
çevirir; Kocadon aniden ayaklarını
şezlongdan aşağıya indirir ve
Güleşçi’ye döner)
Belki duymuşsunuzdur; önümüzdeki
bahara Bodrum Deniz Müzesi’ni
açıyoruz. Koleksiyonunuzu müzeye
bağışlamayı düşünür müsünüz? Her
türlü isteğinizle bizzat
ilgileneceğim...

GÜLEŞÇİ
(içkisinden bir yudum daha aldıktan
sonra)
Son zamanlarda ben bu dünyadan göçüp
gittikten sonra koleksiyonuma ne
olacağını düşünüyordum. Bugün beni
ziyaret ettiğin çok iyi oldu. Teşekkür
ederim. Seni de pek sevdim... Gel
ağam...
(elini uzatır)
...bu işe prensipte anlaşalım.

KOCADON
(Güleşçi’ye doğru eğilerek kuvvetle
elini sıkar)
Ne kadar sevindiğimi bilemezsiniz.
Ömrüm vefa ettikçe koleksiyonunuza
sahip çıkacağım. Söz veriyorum...

İkili uzun süre el sıkışırlar. Sözün yerini iki içten gülümseme alır.

Ne yazık ki, Başkan’ın ömrü vefa etmez” ve buna benzer bir konuşmadan kısa süre sonra tutuklu olarak yargılanmaya başlanır. Yeni politik çağın modası bu ya... Ergenekoncular, Milletvekiller, İzmir belediye çalışanları tutuklanmışken Bodrum’un Demokrat Partili, çalışkan Belediye Başkanı’nı serbest bırakmak olmaz! Her ne kadar bu tatsız süreçte Bodrum Belediyesi’nin konsantrasyonu bambaşka yerlere kaymış olsa da, Mehmet Kocadon’un hapse girmeden önceki emekleri ve ağabeyi, Bodrum Ticaret Odası Başkanı Mahmut Kocadon’un desteğiyle, Bodrum Deniz Müzesi çatısı altındaki Hasan Güleşçi Deniz Kabukları Koleksiyonu 7 Temmuz 2012 akşamı özel bir davetle ziyaretçilere açtı kapısını. Tanımayanlar olabilir. Gelin; önce koleksiyona adını veren güzel insanı tanıştırayım size...

Hasan Güleşçi 1937’de çiftçi bir ailenin 3. çocuğu olarak, Adana’da dünyaya geldi. Onu el üstünde tutan halasının maddi desteğiyle Tarsus Amerikan Koleji’nde okudu. Okulda tanıştığı Erol ve Şevket Sabancı ile yakın dost oldu. Daha sonra, tekstil mühendisliği okumak üzere Manchester, İngiltere’ye gitti. Mezuniyetten sonra İngiltere’de kalıp para biriktirmeyi düşünürken, ilkokul aşkı Gülsen’in ültimatomuyla kendini bir anda Adana’da buldu. Sabancıların BosSA şirketinin kazan dairesinde şef yardımcısı olarak çalışmaya başladıktan kısa süre sonra Gülsen Hanım’la evlendi.

Sakıp Sabancı onu pek sevdi ve emeklilik sürecine kadar hep arkasında durdu. Türkiye’nin ilk kord bezi (araba lastiği hammaddesi) fabrikalarından biri olan KordSA’yı kurma görevi Güleşçi’ye verildi. Bu vesileyle, 1973’te İstanbul’a göç etti Güleşçi ailesi. BekSA, BriSA, AkçanSA, neredeyse bütün SA’ların kurulmasında Hasan Bey’in katkısı büyüktür. 1985 yılında, Turgut Özal’ın ardından, Sabancı Holding Genel Koordinatörü oldu. Birkaç sene sonra, karikatürist Mezut Yavuz’un çizdiği ve Sabancı üst yönetimini içeren tarihi bir karikatürde orkestra şefi olarak resmedildi. Gücünün hızla arttığı bu yıllarda, Güleşçi kimi gazetelerce, En büyük hatası kendisini kardeşlerden biri sanması!” diye zaman zaman eleştirildi. Kendisini onlardan biri zannetmesin de ne yapsın? Gerçek o ki Türkiye’nin ilk gökdelen projelerinden olan Sabancı Center’ın inşasında bile Sabancı Kardeşler kadar emeği var.

Güleşçi’nin iktidarı yabancı ortaklıklar ve kurumsallık çalışmaları ile bilinir. DuSA (Dupont ile), PhilSA (Philip Morris ile), CarrefourSA ve diğerleri hep Güleşçi döneminde kurulmuştur. Ünlü danışmanlık şirketi McKinsey&Company’nin tavsiye ettiği kurumsallaşma adımlarından bir tanesi olarak, Chief Executive Officer (CEO) pozisyonu oluşturulur Sabancı Holding bünyesinde. Sabancı Holding’in ilk CEO’su olarak da tabi ki Hasan Güleşçi tercih edilir. Hasan Bey 2000 yılında, Türkiye’de bir profesyonel yöneticinin gelebileceği en tepe noktada, Sabancı Ailesi içindeki çekişmelerin de etkisiyle, emekli oldu. Sabancı topluluğuna tam 40 yılın sonunda veda ederken yapılan basın toplantısında Güleşçi’nin gözyaşları objektiflerden kaçmadı. O duygulu toplantıdan beri de değerli vaktini ailesine, danışmanlık yaptığı şirketlere ve deniz kabuklarına adıyor...

Hasan Bey’in deniz kabuklarıyla tanışması ta 1961 yazına dayanır. BosSA’daki yoğun çalışma temposunun stresini Adana’nın Karataş plajında biricik eşiyle atarken, sahile vurmuş yüzlerce minik deniz kabuğuyla karşılaşırlar. Başıma buyruk olan ben ise o sırada, biraz ötede denizin kibar dalgalarıyla bir ileri bir geri sallanıyorumdur, sandalyede örgü ören bir ihtiyar gibi. Büyük-küçük, canlı-soluk, pürüzsüz-kırık demeden, bastırılamayan bir heyecanla görebildikleri bütün kabukları toplamaya başlar iki sevgili. Beni ilk fark eden Gülsen Hanım olur; yerden kaldırır; kocasıyla tanıştırır. O gün bugündür gözlerim hep üzerlerinde...

Pekiyi, deniz kabuğu iyidir, hoştur, estetiktir ama nedir bilimsel olarak? Deniz kabuğu yaklaşık 550 milyon yıldır evrim geçiren yumuşakçaların dış iskeleti. Yumuşakçanın yüzeyi katlanmış deriden oluşan bir Manto ile kaplıdır. Manto hamam böceği kabuğunu oluşturan Kitin benzeri bir madde salgılar Conchiolin (Konçiolin) adında. Bu madde yumuşakçanın ömrü boyunca kabuğun büyümesi ve şekillenmesinden sorumludur. Conchiolin’in farklı ortamlarda, farklı şekillerde salgılanması yaklaşık 120.000 bilinen kabuk türünü meydana getirmiştir.

Biraz da insan-kabuk ilişkisinden bilimsel olarak bahsedelim... Deniz kabuklarıyla ilgili ilk kalıntılar günümüzden yaklaşık 100.000 sene önce Kuzey Afrika’da yapılmış deniz kabuğundan kolyeler. Kabuklarla ilgili ilk yazılı kaynaklardan biri ise Cicero’dan (İ.Ö. 106-43). De Oratore isimli eserinde iki arkadaşın deniz kabukları toplayarak filizlenen arkadaşlıklarını övmekte. Pompei’de yapılan kazılarda da deniz kabuğu kümeleri bulunmuş. Önceleri yalnızca aristokratların satın alabildikleri deniz kabuklarının fiyatları coğrafi keşiflerle beraber düştü ve orta direk de kabuk koleksiyonu yapabilir hale geldi. Her ne kadar bu iş Türkiye’de yeni yeni gelişiyor olsa da (ciddi koleksiyonerlerin sayısı 5 ila 10 arasındadır), deniz kabuğu koleksiyonerliği yurtdışında kitapları, dernekleri ve müzeleri olan derin geçmişli bir hobi.

Hasan Güleşçi’nin hobisi iş seyahatleri esnasında ve yaz tatillerinde satın aldığı deniz kabuklarıyla yavaş yavaş olgunlaştı. Bodrum’un Güvercinlik semtinin Maya Sitesi’ndeki yazlık evinde yaklaşık 750 parçayı bir araya getirmişti. Bahçeye açılan salonun bir duvarı boydan boya cam raflarla kaplanmış, birbirine benzeyen kabuklar kümelenmişti. Hasan Bey kabukları üst aile isimlerine göre sınıflandırma çalışmasını ilk kez, bundan yaklaşık 15 sene önce torunu Muratcan ile yaptı.

2007’de Güvercinlik’ten Gündoğan’a taşındıklarında koleksiyon yatak odalarını salona bağlayan uzun koridorun iki yanındaki, kat kat, cam raflara yerleştirildi ilk başta. Etiketlendirmenin üstünden geçildi; etiketler bilgisayardan basılıp plexilere koyuldu. Koleksiyon 1.500 parça seviyesine ulaşınca evin küçük bir odası kabuk galerisi olarak tahsis edildi ve tadilat başladı. Metal levhalara basılmış kabuk resimleri, açık renk ahşap altlı cam vitrinler, LED aydınlatmalar... Hasan Bey mekanı bulunca havaya girdi anlayacağınız.

Türkiye’de deniz kabukları konusunda pek kaynak bulunmadığından, Hasan Bey kabuk galerisini geliştirmek için yurtdışı deneyimlerinden istifade etti. Florida’danın Sanibel Adası’ndaki Bailey-Matthews Deniz Kabukları Müzesi’ni gezip bu işin müzecilik tarafını öğrendi. Londra’da deniz kabukları konusunda hatırı sayılır uzmanlardan biri olan R. Kenneth Wye ile tanıştı. Ondan yalnızca nadide parçalar satın almakla kalmadı Hasan Bey; aynı zamanda da, etiketlendirme sistemini daha bilimselleştirmesine yardımcı olacak kitabı yazar Wye’a imzalattı. Benzer servisleri Almanya’nın Wiesbaden şehrindeki Hemmen çiftinden de temin etti.

Wye ve Hemmen gibi uzmanların danışmanlığında, evindeki kabuk galerisini sürekli geliştirmeye çabalarken, Bodrum’un çarşısında kabuk aşığı ve deniz kabukları dükkanı sahibi Volkan Acar’la tanıştı Güleşçi. Koleksiyonunun Türkiye’deki en kıymetli kabuk koleksiyonlarından birisi olduğunu fark eden Acar, durumu Belediye Başkanı Kocadon’a aktardı. O da Bodrum Deniz Müzesi projesini kafasında tasarlarken Hasan Bey’e bağış teklifini götürdü. Gündoğan’da prensipte anlaşıldı; sözleşme imzalandı. Güleşçi 40 yılı aşkın sürede sabır ve sevgiyle büyüttüğü, Mahmut Kocadon’un tabiri ile, Kızını” Bodrum Deniz Müzesi’ne verdi.

Bodrum Deniz Müzesi çarşıda, Halikarnas Balıkçısı’nın ekmiş olduğu okaliptüs ağacının hemen karşısındaki tarihi bedesten binasında kuruldu. Zanaatkar Ali Kemal Denizaslan’a 49 adet Bodrum menşeili tekne modeli sipariş edildi. Gemiciler ve sünger avcılarından sembolik objeler toplandı. Müze Müdürü Sema Sagat'ın özverili çalışmaları sonrasında, müzenin genel açılışı 15 Ekim 2011 günü yapıldı. Giriş katında tekne modelleri ve Halikarnas Balıkçısı köşesi var. Dört ana kolonu aydınlatan mavi projektörler ikinci asma katı aşıp kubbeli tavana kadar uzanıyor. Asma katın yarısında tekne modellerinin devamı yer alıyor. İkinci yarısında ise Hasan Güleşçi Deniz Kabukları Koleksiyonu...

Hasan Bey’in kısmına Gündoğan kabuk galerisinde pek beğenilen teşhir sistemi büyütülerek uygulandı. Vitrinler, dolaplar ısmarlandı; sıcaklık, nem ve aydınlatma çalışmaları yapıldı. Kabuğun içindeki canlının hayatını anlatan bir film göstermek için ekranlar yerleştirildi. Marangozlar ve müze görevlileri çalışırken Hasan Bey de boş durmadı tabi. Volkan Acar ile birlikte etiketlendirme sisteminin yeniden üzerinden geçti. Deniz Müzesi fikri ortaya atılmadan önce tasnif için iki genel kabuk kitabı kullanıyordu. Daha isabetli bir etiketlendirme yapabilmek adına üst ailelere özel kitaplar kullanmaya başladılar. 3.500 kabuğun her birinin etiketine sırasıyla üst aile, ad (genus), çıkarıldığı yer ve boyut bilgileri yazıldı. Bodrum’dan çıkartılmış olanlara mavi bir nokta yapıştırıldı. Bir veri tabanı oluşturuldu. Parçaların tek tek fotoğrafları çekildi. Müze açılmadan kısa süre önce, İzmir’e son birkaç parça kabuk satın almaya gitti Hasan Bey. Artık teknoloji çağını yakalamıştı. Toptancılarla bir yandan pazarlık ederken, bir yandan da iPad’inden ada göre arama yapıp herhangi bir kabuğun koleksiyonunda olup olmadığını görebiliyordu!

Geçtiğimiz haftasonu, özel bir davet ile açıldı Hasan Güleşçi Deniz Kabukları Koleksiyonu. Yaklaşık 200 konuk vardı. Mehmet Kocadon malum durumdan dolayı geceye katılamadı. Mahmut Kocadon, Güleşçi’ye teşekkür edip bir plaket taktim etti. Hasan Bey samimi ve kısa bir konuşma yaptı; “Bir hayalim gerçek oldu.” dedi. Bu gerçekten de uzun zamandır zihnini kurcalayan bir hayaldi. 2004 yılında BriSA’nın (Bridgestone-Sabancı ortaklığı) 30. yıl kutlamaları için yapılan bir röportajda kabuk koleksiyonunu Bodrum Deniz Müzesi’ne bağışlamak istediğini ilk kez dile getirmişti. Dikkatinizi çekerim; o zamanlar Deniz Müzesi’nin şimdiki binasında Tansaş hipermarket vardı! Davetlileri ben de 3.500 kabuğun içinde, Muricidae (Muriside) etiketinin arkasında karşıladım. Karataş’ın plajından Bodrum’un bedestenine uzun yol kat etmiştim... Koleksiyonu gezenlerin ağızları açık kaldı. Ziyaretçi defteri methiyelerle doldu taştı. Bu yorumlara katılmayan bir tek Greenpeace mensubu Hollandalı turistlerdi. Kariyeri boyunca ilkleri gerçekleştirmiş olan Hasan Güleşçi kataloglanmış deniz kabukları koleksiyonunu bir müzede sergileyerek Türkiye çapında bir ilke daha imza atmıştı.

Herhalde yaş Hasan Bey’inkine yaklaşırken, Ben gittikten sonra geriye ne kalacak?” diye düşünmeye başlıyor akil insan... Güleşçi’nin kurmuş olduğu şirketlerin, dikilmesine öncülük etmiş olduğu gökdelenlerin, ailesinin ve deniz kabukları koleksiyonunun uzun süre ayakta kalacağı kesin ama hiçbir şey sonsuza dek varlığını sürdüremez. Şirketler kapanır, binalar yıkılır, aileler dağılır, deniz kabukları kırılır... Ölümsüzlüğe bir adım daha yaklaşabilmek için Hasan Güleşçi’nin yapıtlarına sahip çıkacak Başkan Kocadon gibilerine ihtiyaç var. Hem de çok...



2 yorum:

  1. Eline saglik, cok guzel bir yazi olmus. Yigit

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nazik sözleriniz için çok teşekkür ederim...

      Sil

Sevilenler